BİLGİSAYAR BİLİMLERİNDE KADININ YERİ:
Neden Bilgisayar Bilimlerinde bu kadar az kadın var?
Pınar Yanardağ
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü
Kasım 2006, Çanakkale
Giriş:
Bilişim dünyası kendisiyle yarışan bir ivmede gelişmekte ve günden güne değişmekte. Bilgi çağının bu denli hızlı ilerlemesiyle, bilişim dünyasında yer alan kadın bilgisayarcıların rolü daha da önemli olmaya başladı. Günden güne etrafımızda bilgisayarla ilgilenen daha çok kadın görmeye başlasak da; aslında bu durum kadınların bilgisayarlarla profesyonel olarak daha fazla ilgilenmeye başladıkları anlamına gelmiyor. Zira istatistikler bu durumun tam tersini işaret ediyor; bilgisayar bilimlerinde öğrenim görmeye ya da akademik kariyer yapmaya çalışan kadınların sayısı geçtiğimiz onyıllara göre ciddi bir düşüş göstermekte.
Amerika'da 1980 yılında Association for Computing Machinery komitesi tarafından bilişim teknolojileriyle ilgili konularda çalışmalar yapmakta olan kadınlar tespit edildi. Bu tarihten 1990'lara doğru, bilişim telkonojisiyle ilgilenen kadınların oranı %35.2'ye inerken, bu oranın 2000'li yıllarda %28.4'e kadar gerilemesi de birşeylerin ters gittiğinin göstergesi [1]. Aynı zamanda Computer Reserch Association [2] tarafından yapılan bir istatistik araştırmasında bilgisayar bilimlerinde lisans öğrenimi gören kadınların yüzdesi 1980'lerin ortalarında %40 iken, günümüzde %20'nin altına düştü [3].
Peki, kadınlar niçin bilişim dünyasından gittikçe uzaklaşıyor?
Araştırmalar, kadınların önyargılar ve yanlış anlaşılmalar yüzünden bilgisayar dünyasından uzaklaştığını gösteriyor...
***
Cinsiyet Teorisi
Bilgisayar bilimlerinde neden daha az kadın olduğu konusunda yapılan yorumlar genelde kadınların sadece “bilgisayara ilgi duymadıkları” fikrinden ibarettir. Bu fikrin bizi götürdüğü asıl nokta ise: Kadınların genetik olarak doğuştan bilgisayara ilgi duymayan bir yapıya sahip olduklarıdır. Cinsiyete bağlı zihinsel farklılıkların olup olmadığı bile halen tartışmalı olduğu halde, kadınların sırf genetik olarak bilgisayara ilgi duymadıklarını söylemenin bilimsel bir yanı olmadığı su götürmez.
Keza, Henry Etzkowitz tarafından kaleme alınan “Athena Unbound – Bilimde ve Teknolojide Kadınların Gelişimi” [4] isimli kitapta, çocuk yaştan üniversite, yüksek lisans ve akademik alanda kariyere kadar uzanan bir süreçte yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucunda; kadınların bilim ve teknoloji alanlarına atılmalarını ve başarılı olmalarını engelleyen cinsiyete bağlı; çevresel görünmez bariyerler ve yazısız kurallar olduğu anlatılıyor.
Genetik sebepli farklılıklarla çevresel faktörler sonucu oluşan farklılıkları ayırd etmemiz gerekiyor.
Peki, kadınların bilgisayar dünyasından uzak durmasının sebepleri nelerdir?
***
Kadınlara karşı yapılan önyargılar çok küçük yaşlardan beri temellendirilmektedir ve bilinçaltımıza yerleşen bu önyargılardan kurtulmak sanıldığından da zordur. Küçük yaştaki çocuklar bile, hangi mesleklerin kadınlar hangi mesleklerin erkekler için olduğu konusunda bir öngörüşe sahiptirler. Örneğin oldukça sık karşılaştığımız durumlardan biri, eve alınan bilgisayarların kız çocuklarının değil de, erkek çocukların odasında durmasıdır. Yapılan araştırmalarda “teknofobi” olarak tanımlanan teknolojiyi kullanma korkusunun kadınlarda ve yaşlılarda gözlemlendiği ve teknolojiyi denemenin kadınlarda stres yaptığı tespit edilmiştir. Bu korkuların temelinde de yukarıda bahsettiğimiz cinsel kimliğin toplumsallaştırılması gerçeği yatmaktadır.
Kadınların bilgisayar bilimlerinden uzak durmalarının diğer bir sebebi olarak da, bilgisayarların günlük ilişkileri olmayan, bütün gün evde oturup bilgisayarla ilgilenen insanların işiymiş gibi görülmesi gösterilmektedir. Kadınlar genelde erkeklere göre daha sosyal ve insan ilişkileriyle ilgili oldukları için sosyal yönleri gelişmiş kadınların bilgisayarlara soğuk baktığı düşüncesi de daha önce bahsettiğimiz önyargılar zincirinin bir halkasıdır. Keza, tek başınıza kalıp, ciddi anlamda konsantrasyonunuzu toplamanızı gerektiren , örneğin roman ya da kitap yazma gibi işlerin asosyallik olarak algılanmayıp, bilgisayar bilimlerine böyle bir benzetme yapılması ne yaman çelişkidir?
Kadınlar özellikle bilgisayar bilimlerinde niçin kendilerine olan güvenlerini yitirmektedirler?
Sosyal dayatmalardan ve önyargılardan sıyrılıp, aslında kendilerinden hiç bir farkı olmayan meslektaşları kadar başarılı olabilecekleri gerçeğini niçin göz ardı etmektedirler? Örneğin, pilot bir sınıfta yapılan araştırmada; bilgisayar bilimlerine başlayan erkeklerin %53'ü kendini bu eğitime hazır görüyorken, kızların %0'ı bu görüşe varmıştır. Ancak yıl sonunda 7 kız öğrenciden 6'sı A ya da B ortalamasına sahip olarak ayrılmıştır. Tarafsız değerlendirmeler kadınların düşündükleriyle bağdaşmıyor [5].
Kadınların bilgisayar bilimleri hakkında duydukları özgüven eksikliğinin nedenlerinden biri de bu alanda dişi rol modellerinin olmayışıdır. Bu önerme bilgisayar bilimleriyle uğraşan hiç kadın yok manasında değildir, ancak pek az kadın gerçek bir bilgisayar bilimcisi kadın ile tanışma fırsatı yakalar. Aynı zamanda bilgisayarla uğraşan kadınlar, kendilerini görünmez kılan bir alçakgönüllüğe sahiptir. Bilgisayar bilimlerinde çalışan kadınlara düşen en önemli görevlerden biri önlerindeki görünmezlik pelerinini kaldırarak, genç kızlara bu alanda kendinden emin bir rol modeli örneği sunmaktır.
Diğer baskı araçlarından biri de medyadır. Erkekler ve kadınlar sürekli “Erkekler bilgisayar kullanır, kadınlar kullanamaz” temalı medya imgeleriyle beyin yıkamasına uğruyorlar. Bilgisayar reklamlarının çoğunda reklamdaki “esas” kişinin erkek olduğuna ve bu reklamlarda rol alan kadınların “yardıma muhtaç, bilgisayarı nasıl kullanacağını göstermesi için bir erkeğin yardımını bekleyen” kadın imajında olduğuna dikkat edin.
***
Şimdiye kadar kadınları bilgisayar dünyasının dışına iten önyargılardan ve dayatmalardan bahsettik. Şüphesiz kadınların daha özgür ve daha eşit bir yaşama kavuşması, toplum olarak daha eşit ve medeni bir yapıya kavuşmamız, kadınları her alanda desteklememizden geçiyor. Bu nedenle kadınları bilgisayar dünyasıyla ilgilenmeye teşvik ederek, bilgiye birebir erişimlerini ve bu alanda özgüven sahibi olmalarını sağlamak için yapılması gereken bazı şeyler var.
Öncelikle cinsiyetçi bir dil kullanımı ve cinsel ayrımcı şakalar bırakılmalıdır. Farkında olarak ya da olmadan yapılan “aptal sarışın” espiriler gibi espiriler, kadınların kendilerini aşağılanmış ve istenmedikleri bir ortamda bulunuyorlarmış hissi vermektedir.
Çalışma grubuna ya da işyerine yeni katılan kadınlara arkadaşça davranmalı ve ilgi alanlarından bahsederek onun da “sizden biri” olduğu mesajını vermelisiniz.
Aynı
zamanda toplantılarınıza ya da seminerlerinize kadın
konuşmacıları da davet etmeniz; diğer kadınlara yeni rol
modellerle tanışma ve bilgisayarla ilgilenen tek kadın
olmadıklarını görme fırsatı verecektir.
Öte yandan bilgisayar bilimleriyle ilgilenen kadınlar tarafından kurulmuş sağlam temelli, yardımlaşma, bilgi paylaşımı ve iletişime dayanan topluluklar, kadınların dikte edilmiş önyargılardan kurtulduklarında neler yapabileceğine örnek teşkil ediyor. Çevrimiçi programlama kurslarından, kitap ve yazılım incelemelerine, çekirdek programlama derslerinden e-posta listelerine kadar geniş bir yelpazede çalışan bu topluluklardan belli alanlarda özelleşmiş olanlarına örnek olarak LinuxChix, Gnome Women, Debian Women gibi toplulukları verebiliriz.
Peki, bilgisayar bilimleri alanında kendini geliştirmiş, ve yetenekleriyle dünya çapında ün kazanmış kadın programcılar var mı?
ABD
Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen bir dile adını veren
Ada Lovelace [6],
1980'li yıllarda yaşamış bir kontesti. Programlamanın delikli
kartlar üzerinde yapıldığı bir dönemde bilgisayar
bilimlerine ilgi duyan bu genç kadın, henüz 17
yaşındayken yazdığı bilgisayar programı ile, dünyanın
ilk bilgisayar programcısı olarak tarihe geçti. 37 yaşında
hayata gözlerini yuman Lovelace'ın yaşasaydı daha nice
başarılara imza atacağı kesindi.
Hayat felsefesini “Cesaret et, ve yap!” olarak tanımlayan, 1906 doğumlu Grace Murray Hopper [7] ise, 30'lu yaşlarda geliştirdiği programlardan ötürü donanma nişanı ile ödüllendirildi ve koramiral ünvanı aldı. 1945 yılında röle destekli ilkel bir bilgisayarda çalışan Hopper, makinanın çalışmasını engelleyen bir arıza buldu: röleye sıkışıp kalan bir güve kelebeği... Ve böylece Hopper, günümüzde bilgisayar programlarında bulunan tutarsızlık ya da hatalar için kullanılan “bug” (böcek) kavramını günümüze kazandırdı. 1952 yılında zamanının en popüler programlama dillerinden olan COBOL'u yarattı ve 1991 yılında ulusun en büyük teknoloji ve mühendislik şeref madalyası olan Ulusal Teknoloji Madalyası'nı alan ilk kadın oldu.
Elbette tarihte bilgisayar bilimlerinde uluslararası başarı elde etmiş kadınlar bunlarla sınırlı değil. Özyinelemeli Fonksiyonlar Teorisi'ni (Recursive Function Theory) bulan ve bu teori ile ilgili şimdilerde bile en önemli bilgisayar kitaplarından kabul edilen bir kitap yazan Rosa Peter, yine ilk nesneye yönelik programlama dili olan Smalltalk'un yaratıcılarından Adale Goldberg bu kadınlardan sadece bir kaçı...
Önemli olan kadınların önyargı duvarını yıktıktan ve kendilerine güvendikten sonra bilgisayar bilimlerinde başarılı olmamak için hiçbir nedenlerinin olmadığı. Bu yolda diğer kadınlara ve erkeklere düşen görev, bu alanda ilgili kadınları teşvik etmek, ve yukarıda bahsettiğimiz davranışlardan kaçınmaktan başka birşey değildir.
[1]: Lancaster, Hal, Career Journal: Women Try to Break Tech-Glass Ceiling, Wall Street Journal, Brussels, August 14, 2001.
[2]: http://cra.org/
[3]: Vegso, Jay, May 2005 edition of Computing Research News, Vol. 17, No. 3, May 2005.
[4]: Etzkowitz, Henry; Kemelgor, Carol; Uzzi, Brian, ATHENA UNBOUND - The advancement of women in science and technology, Cambridge University Press, ISBN 052178738, 2000.
[5]: http://www-2.cs.cmu.edu/~gendergap/papers/sigcse97/sigcse97.html
[6]: http://en.wikipedia.org/wiki/Ada_Lovelace
[7]: http://en.wikipedia.org/wiki/Grace_Hopper
[8]: http://www.ucansupurge.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1823&Itemid=69
[9]: http://docs.comu.edu.tr/howto/encourage-women-howto.html