PINguAR.org
Sonunda Google Summer of Code programının yürütücüsü Leslie, mentorların ve öğrencilerin ricasını kırmayarak son başvuru tarihini 7 Nisan‘a kadar uzattı. Bu bir şekilde başvuru hazırlayamamış ya da yetiştirememiş öğrenciler için büyük bir şans
Ben de geçen sene öğrencisi olduğum bu projenin, bir süredir bana gelen e-postalarda sorulan soruları da toparlayarak bir mini SSS’ini yazmaya karar verdim.
Google Summer of Code (ks: GSoC ya da SoC), Google’ın hem üniversite öğrencilerini özgür yazılıma ısındırmak ve katkıda bulunmalarını sağlamak, hem de yaz aylarında eğlenecekleri bir iş yapıp biraz da cep harçlığı (4500 $) kazanmalarını sağlamak amacıyla 3 yıldır yürüttüğü ve şimdiye kadar 1900 proje üretmiş bir organizasyon.
Google Summer of Code’a her sene özgür yazılım dünyasının en prestijli projeleri kabul ediliyor ve bu projelerden herhangi birine katkıda bulunmanın her öğrenci için eşsiz bir fırsat olduğu aşikar.
Organizasyonlardan bazıları: Mozilla, MySQL, Java, Python, Ruby, Gnome, KDE, Debian, GIMP, Gcc ve bu sene kabul edilerek hepimizi sevindiren ve Türkiye’den kabul edilmiş ilk özgür yazılım projesi olma şansını yakalayan Pardus bulunuyor. Diğer organizasyonlar için buraya bakabilirsiniz.
Uzun zamandır ortada yoktum, ama 2008′in ilk gününden beri aksatmadan her gün birşeyler yazdığım/koyduğum bir yer var. Dün 2.ci ayını doldurdu, geri kalan 306 gün için çekecek farklı birşeyler bulup (sıkılmayıp) devam ettirebilirim umarım =)

Hem masaüstleri (KDE, GNOME, ..) hem de uygulamalar (doğal olarak) derli toplu bir arayüz ile son kullanıcıya sunuluyorlar. Ama son bir kaç gündür uygulamalarda bulunan fazlalık menü ve çubuklarla kafayı bozmuş idim. Sonunda kırpabileceğim heryeri kırptım ve böyle bir masaüstü ve böyle bir Firefox kaldı elimde. Bir de oturdum hesapladım, sadece Firefox’da yaklaşık %12 yerden kazanmışım
Bunlarla ilgili bir yazı yazdım İngilizce günlüğe, aynısını buraya yazınca duplicate oluyor
Buradan okuyabilirsiniz.
Bugünki geliştirici toplantısından bir kare ile veda edeyim hadi:

Joomla! Türkiye Koordinatörlüğü, Joomla!nın sadece erkek işi olmadığını biliyor. Kadının eşsiz zerafetini ve estetiğini takdir edip, ona gıpta ediyor. Ve işte seni de aramıza davet ediyor. Joomla! ile ilgilenen bir bayansan, başvur ve J!T’de aktif rol al…

Her ne kadar “bayan” kelimesine bir türlü alışamasam da..
sloganları için alternatif bir isim de gelmedi aklıma. Joomla Türkiye, aralarında az sayıda kadın geliştirici olmasından yola çıkarak bir duyarlılık örneği göstermiş ve bir kampanya başlatmış.
Gelen taleplere göre kadınları özel ekiplere yerleştirmeyi ve özel site kurmayı düşünüyorlarmış. Daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.
Bazen mp3 ararken Google’i kullanıyorum, çok uç şarkılar dışında genelde istediğimi bulabiliyorum. Tabii en önemlisi ararken kullandığınız parametreler, çünkü fake içeriklerle karşılaşma olasılığınız çok oluyor mp3, divx vs. aratırken. Benim kullandığım parametreler şöyleydi:
intitle:"index.of" "parent directory" "size" "last modified" "description" [snd] (mp4|mp3|avi|flac|aac|ape|ogg) -inurl:(jsp|php|html|aspx|htm|cf|shtml|lyrics-realm|mp3-collection) -site:.info
Fekat az önce, yukarıdaki işkenceye daha fazla katlanamayacağımı fark edip, bunun bir firefox eklentisini yapayım dedim. Bu adresten indirebilirsiniz (hatta Roxette ve Look parametrelerini vererek denemenizi öneririm
)
Eklentiler ve search engine’ler ile ilgili araştırırken, karşıma OpenSearch çıktı. Opensearch a9.com tarafından geliştirilmiş ve pek çok tarayıcı tarafından desteklenen bir format ve bunu kullanarak istediğiniz arama sonucunu üretebilirsiniz.
Fazla ayrıntısına girmeden, yaptığım eklentiyi açıklayayım: Read the rest of this entry »
Bu belgeden daha önce de bahsetmiştim. How to Write Unmaintainable Code, Roedy Green tarafından yazılmış, maintanence programcılarına nasıl daha güzel işkence çektirilebileceğine dair ipuçları veren, oldukça eğlenceli bir makale.
Aslında bu belgeyi Eylül ayında çevirmiş, ama bir türlü aklıma takılan bir iki yeri rötuşlayamamıştım. Az önce tekrar aklıma geldi, en azından 2008′e girmeden bir köşeye koyayım dedim
(dikkat! hala eksik/hatalı kısımlar olabilir.)
Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Pardus projesinde tam ya da yarı zamanlı TÜBİTAK UEKAE çalışanı olarak görev almak isteyenler için mevcut açık pozisyonlar ile ilgili bilgiye kariyer sayfasından ulaşılabiliyor.
2003 yılı sonlarında yalnızca dört kişilik bir ekiple yola çıkan Pardus ulusal işletim sistemi projesi, geçen zaman içerisinde yavaş ve güvenli bir büyüme ile 20 kişiye yaklaştı. Gerek yeni sürümlerin ve yeni teknolojilerin getirdiği insan gücü gereksinimi, gerekse çeşitli göç projelerine destek verme zorunluluğu ile yeni bir büyüme aşamasına daha ulaştık. Gebze ve Ankara’da Pardus ekibinde tam zamanlı olarak görev almak isteyenlerin başvurularını bekliyoruz…
Açık pozisyonlar için buraya bakabilirsiniz
Twitter‘ı bir kısmınız biliyor ve kullanıyor, bilmeyenler içinse: twitter, o an ne yaptığınızı cümle aleme duyurmak gibi (saçma) bir motto ile yola çıkan bir site. Buna rağmen o an ne yaptığımızı yazmaktan alamıyoruz kendimizi o ayrı..
Fekat, ben twitter’ı en çok amacı dışında kullanmayı seviyorum; mesela Pardus Dünyası‘ndaki, Özgürlük İçin Gezegeni‘nindeki, ya da Linux Gezegeni‘ndeki en yeni girdilerin, cep telefonuna ücretsiz olarak sms ile gönderilmesini istemez miydiniz?
Ya da (bu kısım geliştiriciler için biraz) herhangi bir proje için, üzerinize atanan, ya da tercihinize bağlı olarak, cc listesine geçtiğiniz her yeni hatanın, sms olarak telefonunuza gelmesini istemez miydiniz? (bu arada, ofiste >15 geliştiriciden 5′ine sorma fırsatım oldu, istemiyorlarmış efendim.. kendileri bilir
)
Bu arada bu sms ile cep telefonunuza gelme özelliği dışında, isterseniz IM seçeneği ile jabber ya da msn üzerinden de bildirim mevcut ![]()
Bu iş için plan gayet basit: Read the rest of this entry »
İş güçle uğraşmaktan, “bugün-yarın yazarım” dediğim şey, sonunda Didem’in son girdisine düşmüş.
Kısaca yazayım madem.
Bu ay başından itibaren, Parkyeri‘ndeki görevimden ayrılıp, Tübitak UEKAE‘de Pardus geliştiricisi olarak çalışmaya başladım (olay, günlerden bir gün –Barcamp‘te Faik ile Gökmen‘in aklımı çelmesi ile oldu aslında
(sonradan gelen edit: bu “akıl çelme” olayı, Parkyeri’nden Pardus’a geçmem için değil, bu ay başında başlayacağım IBM’den Pardus’a geçmek için bir akıl çelme idi. Doruk uyarmış beni yanlış anlaşılma için, bunu da böyle düzelteyim dedim.))
Pardus ile ilgili yazacaklarıma, bu adresteki yeni günlüğümden ulaşabilirsiniz
Özlü SözEvery program has (at least) two purposes: the one for which it was written, and another for which it wasn't.
--Alan J. Perlis